Arabistan Yemen’deki Yenilgisini İtiraf Etmelidir


Arabistan Yemen’deki Yenilgisini İtiraf Etmelidir

Suudi Koalisyonunun Sana’da meydana gelen son katliamda rolleri olduğunu kabul etmeleri özrü günahından beter olan bir durumdur ve bu koalisyon Yemen’i böylesine kan gölüne dönüştürmesine rağmen, Yemen savaşında başarısız olduğunu kabul etmelidir.

Tesnim Haber Ajansı - Rey El-Yevm Gazetesi Başeditörü ve Ortadoğu uzmanı Abdel Bari Atvan’ın gazetede yer alan yazısında şu ifadeler yer aldı: “Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon bir buçuk yıldan fazla bir süredir Yemen’e saldırı düzenlemeye başladı ve bu koalisyon, uçaklarının geçen hafta Cumartesi günü Sana’da bir cenaze törenini bombaladığını itiraf etti ve bu saldırıda 146 kişi şehit oldu, yüzlerce kişi de yaralandı. Tabi Yemen resmi kaynakları saldırıda şehit olan ve yaralananların sayısının 700’den fazla olduğu belirtti. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon bu saldırının iki temel hata yüzünden meydana geldiğini söyledi:

İlk olarak: Koalisyonun, Abd Rabbuh Mansur Hadi’yi destekleyen ordu tarafından, Sana’daki cenaze törenine Ensarullah’a bağlı askeri komutanların katılacağı yönünde aldıkları yanlış istihbarat.

İkinci olarak da: Bu dramatik saldırının koalisyon komutanlarının nihai onayı çıkmadan ve gerekli önlemler alınmadan meydana gelmesi.

Bu iki özür işlenen günahtan daha beterdir. Hatta eğer cenaze törenine katılanlar arasında komutanlar olsa bile, bütün ahlaki ve İslami normları ihlal ederek, bu cenaze törenine nasıl saldırı düzenlenebilir? Bu ahlaki bir çöküştür ve istihbarat ya da insani hatalar gibi hiçbir bahanelerle haklı kılınamaz.

Öte yandan araştırma ekibi nasıl oluyor da bu dramatik bombardımanın koalisyon komutanlarının nihai onayı olmadan gerçekleştiğini söylüyorlar? Acaba bu söz, koalisyon uçaklarının komutanlarından nihai onay almadan sivilleri bombaladığı ve yüzlerce kişinin ölümüne sebep olduğu anlamına mı geliyor? Acaba herkes canı ne istese onu mu yapıyor? Ve acaba bu şekilde bir savaşa başlanıp, savaş yönetilebilir mi?

Amerika savaş gemileri Kızıl Deniz’de destroyerlerine iki füze fırlatıldığı bahanesiyle, Ensarullah’a bağlı koalisyonun radar sistemini vurdu ve bu eylemi sadece Amerika Başkanı Barack Obama’nın onayının ardından gerçekleştirdi. Savaş bir oyun değildir ve savaşa girme kararı, gerekli önlemler alındıktan sonra ve ülkenin üst düzey askeri ve siyasi liderlerinin denetiminden sonra alınır.

Bu bahane üretmeler, kafa karışıklığının en iğrenç şekli ve şemaildir. Olayın aslı şudur; Sana’da cenaze törenine düzenlenen saldırı, eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih ve Abdülmelik Husi’nin ya da temsilcisinin, başsağlığı dilemek üzere merasime katılanlar arasında olacağı yönündeki istihbarata dayalı olarak gerçekleşmiş ve bu nedenle bombalama ve cinayet emri verilmiştir.

Hatta eğer, Ali Abdullah Salih ve müttefiklerinin ve Abdülmelik Husi’nin de cenaze törenine katılanlar arasında olduğunu farz etsek bile, acaba bir cenaze törenini bombalamak ve vefat eden kişinin yaslı yakınlarını, ailesini ve yüzlerce sivili öldürmek ve yaralamak Arap ahlakına sığar mı?

Ne bu olay Arap ahlakına sığar ne de bu şekilde bir savaş yönetilir ve bu ilk katliamda değildir ve hiç şüphesiz sonuncu da olmayacaktır.

Bu saldırı ve işgal durmalıdır ve bütün Suudi ve Körfez ülkesi kuvvetleri en kısa sürede şartsız bir ateşkesle Yemen’den çıkmalıdır. Aynı zamanda müzakereler sadece siyasi bir çözüme ulaşmak için değil, işgalcilerin Yemen’de meydana getirdikleri yıkım ve hasar ve aynı zamanda Yemen topraklarındaki bütün savaş mağdurları ve kurbanları için tazminat ödemeyi de kapsayan bir şekilde başlamalıdır.

Eğer koalisyonun bildirisinde ifade edildiği gibi, Sana’da düzenlenen cenaze töreninde komutanların bulunduğu yönündeki istihbarat Hadi’nin Ordusu tarafından verilmiş ve bombardıman için bu ordu tarafından kışkırtmada bulunulmuşsa, bu, ordu ve komutanlarının hiçbir meşruiyeti olmadığını göstermektedir ve gelecekte Yemen’de ulusal barış ve hükümet kurmak için başlanacak ateşkes ve siyasi eylemlerden sonra bu kuvvetlere hiçbir makam verilmemelidir. Bu tip kişiler, İngilizlerin bilenen atasözünün kıstası gibidir; “bu gibi dostların gölgesinde, düşmana ihtiyaç yoktur.”

Şunu kabul etmek gerekir ki, araştırma ekibinin günahı itiraf etmesi sadece bu ekip ve ekibi oluşturanlar için bir fazilettir ama daha önemli bir itirafın beklentisi içerisindeyiz ve bu itiraf özetle şudur, “Bunca yıkım meydana getiren ve ortamı kan gölüne dönüştüren ama bir hedefin bile vurulmasında başarısız olunan bir savaş, bu savaşın sahiplerine ve bu savaşta ilk bombardımanı gerçekleştirenlere çok ağır kayıplar verdirmiştir.”

Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçlerinin verdikleri maddi ve insani zarar ve yıkımlardan dolayı asil Yemen halkından açık ve şeffaf bir şekilde özür dilemelerini bekliyoruz. Bu özür tazminat ve yeniden yapılandırma için gerekli bütün hazırlıklar yapılarak gerçekleşmelidir. Bize göre bu en asgari taleptir ve son sözü haysiyet, onur ve şeref ile dolu olan bu cesur halk söyleyecektir.”

En Çok Okunan Görüş/Röportaj Haberler
En Önemli Görüş/Röportaj Haberler
En Çok Okunan Haberler